Oyun Üstüne Forumları
Kasım 24, 2009, 01:47:03 am *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Oyun Üstüne Forumları kuruldu.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
 1 
 : Ekim 27, 2007, 17:27:52 pm  
Başlatan Boromir - Son mesaj Gönderen: Boromir
espri servisi -1-

. Asansör bozuk. En yakın Asansör karşı binadadır...
· Ne kadar sallarsan salla, Dört yanlış bir doğruyu götürür...
· Where is the HAREKET, There is the BEREKET...
. Ve tanrı kadını yarattı. O da kalktı kaynana oldu...
. Sık sık ameliyat olun, içiniz açılır...
· Bu tüp bebek hatalı;Hep gaz kaçırıyor...
· Önce inşallah yeneceğiz" Sonra: "Yenildik ama ezilmedik" (Milli Maç)
· ALLAHIM!! Kendim için bir şey istemiyorum,Sadece anneme elma yanaklı,bal dudaklı,sütun bacaklı bir gelin nasip eyle...
· Seni bir yerden çıkarıyorum dedi kadın: Meğer ebemmiş ..
· Kızda bir fizik var abi!, Einstein yanında halt etmiş...
· Sana bir kıllık yapayım, kıllarını koyarsın...
· Kim vurduya gittim, birazdan gelicem...
· Korkunun ecele faydası yoktur,sadece iç çamaşırları kirletir...
· Bitkisel hayata girdim, HIYAR gibi yaşıyorum...
· Sigara içme torununu gör, Sigara iç dedeni gör...
· Ne kadar sallarsan salla, Dört yanlış bir doğruyu götürür...
· Dereceye girmek için çok çalıştı, Ama hasta oldu derece ona girdi...
· Sigara kanser yapıyor hayat ise verem ...
· Bitkisel hayata girdim, Maksat yeşillik olsun...
· Kafanı çevirip durma, aklından geçenleri okuyamıyorum...
· Ajda Pekkan yüzünü gerdirmeye devam ediyor... yüzündeki ben eskiden ayağındaymış...
· Jogging yap, sağlıklı öl
· Ne kadar dönersen dön, kıçın arkanda kalır.
· Ben ettim sen etme ! Bırak tuvalet temiz kalsın
· Hakan yarın ki maçta forma giyemeyecek.. Çıplak oynayacak.
· Babişkooo FORMAT C: ne işe yarar? Bu neyi sayıyor böyle ?
· Sosyal hayata devam etmek için RESET düğmesine basınız.
. Antivirussuz PC'yi virüs kapar.
· Sabrın sonu resettir.

 2 
 : Ekim 27, 2007, 15:53:40 pm  
Başlatan white_fare - Son mesaj Gönderen: white_fare
Çok güzel bir program. Bilgisayarınızdaki bütün cookieleri - temporary fileları ve öyle gereksiz dosyaları siliyor. Genelde ilk yükleyip çalıştırdığınızda 1 gb civarı yer açıyor bilgisayarınızda. Ayrıca bilgisayardaki abuk sabuk sorunları da çözüyor (örneğin sildiğiniz bi programın kısayolu..) Bu arada yanlış anlaşılma olmaması için ayriyeten de söylüyorum: CCleaner bir anti-virüs programı değildir.

CCleaner v2.04.543 (2,670KB) Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
İNDİR

Güncellemeler için: Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.ccleaner.com

 3 
 : Ekim 27, 2007, 15:34:06 pm  
Başlatan white_fare - Son mesaj Gönderen: white_fare
Fena bir program değil - bazı dosyaları sadece bu programla indirebiliyorsunuz (bunlar genelde daemon için gerekli uzantılı dosyalar) Anladığım kadarıyla şöyle bir özelliği de var: Diyelim ki bi şey indiriyorsunuz - anneniz sizi yemeğe çağırdı fakat dosyanızın inmesine daha çok zaman var.. bu durumda bilgisayarınızı kapatabilirsiniz ve tekrar açtığınızda programı çalıştırınca indirmeniz devam ediyor... Dosya indirmek için yapmanız gereken ise çok basit: Programı açın - yukarıda "new" diye bir seçenek var - zaten genelde indirmeniz gereken dosya link şeklinde olduğu için o linki kopyalayıp download seçeneğinde çıkan yere yapıştırın (zaten genelde kopyalayınca kendisi yapıştırıyor da siz yine de bir kontrol edin) - "ok" e tıklayın ve indirme işleminiz başlasın...

 Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
İNDİR

 4 
 : Ekim 27, 2007, 15:25:50 pm  
Başlatan Boromir - Son mesaj Gönderen: Boromir
Hearts of Iron II

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Kılıçali Ersoy (Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.trgamer.com
)
24.02.2005

Platform:
 PC
Tür:
 Strateji
Multiplayer:
 Var
Yayıncı:
 Paradox Entertainment
Yapımcı:
 Paradox Entertainment
Çıkış Tarihi:
 2005 Ocak

Min. Sistem:
P3 800 MHz, 128MB Ram, 1GB Hdd alanı, 4MB ekran kartı, DirectX uyumlu ses kartı, DirectX 9.0

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

 Haziran 1944, New York/ABD

Sonunda Alman askerleri beklenen çıkarmayı gerçekleştirmiştir. Tüm güçleriyle direnen Amerikan askerlerinin morali düşüktür, çünkü bir kaç gün önce başkentleri Washington DC'ye "Atom Bombası" adı verilen, o güne kadar kimsenin hayal bile edemediği korkunç bir bomba atılmıştır. Şehir, halkıyla beraber neredeyse tamamen yokolmuştur. Almanların morali yüksektir. Henüz tamamlanmış İngiltere işgali başarılı olmuştur. Moskova düşmüş, Rus ordusu çok küçük bir grup ümitsiz direnişçi dışında tamamen dağıtılmıştır. Mutlak Alman zaferi çok yakındır, tek engel morali yıkılmış Amerika'dır.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Tarihi Değiştirmek

Evet, yukarıdaki hikaye sizlere inanılmaz geldi değil mi? Savaşı Müttefikler kazanmamış mıydı yahu? Amerika'nın işgali nereden çıktı? Ne Alman zaferi? Neler oluyor? Aslında anlattığım hikaye birazdan sizlere anlatacağım oyun söz konusu olunca gayet mümkün. Oyunumuzun adı; Hearts of Iron 2.

Hatırlar mısınız, yaklaşık üç yıl kadar önce Hearts of Iron (kısaca HoI) adında gösterişsiz, kendi halinde, ama bir bakıma da sessizce hit olmuş bir oyun girmişti hayatımıza. Tarihi değiştirme şansını yakalamıştık ve gerçekten sevmiştik o oyunu. Çok fazla sevmiş olacağız ki, Paradox Interactive bir devam oyunu yapmaya karar vermiş. Eh peki karar vermiş de, ne olmuş? Oyunun ününe ün mü kattılar, yoksa oyunu yerin dibine mi soktular? Bu sorunun cevabını bulacağız şimdi. Ancak incelemeye başlamadan önce söylemem gereken birşey var; Eğer bu tarz politik-savaş oyunlarını seviyorsanız bu incelemeyi okuyun, ama sadece eğlenmek ve vakit geçirmek istiyorsanız, Hearts of Iron 2 size göre olmayabilir.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Savaşa Çağrı!

Öncelikle oyunumuz nedir, türü nedir, neler yapar onu bir anlatayım size. Efendim, oyunumuz bir turn-based strateji ve savaş oyunu. Oyunda 1936-48 yılları arasında dünyadaki devletlerden herhangi birini yöneterek zafere ulaşmaya çalışıyoruz (Manchukuo ile oynamak pek zevkli olmaz gerçi). Biraz detaya inmek gerekirse, ikinci dünya savaşı zamanındaki herhangi bir ülkenin yönetimini alıp, diğer devletlerle diplomatik ve ticari ilişkilere giriyor, kendi ülkemizi de mümkün olan en iyi şekilde yönetmeye gayret gösterip, ülkemizi zafere taşımaya çalışıyoruz. Bunu yaparken bir hayli de zorlanıyoruz, çünkü Paradox'takiler oyunu gerçekçi kılmak için herşeyi yapmış. Sonuçta karşınızda sizi neredeyse bir devlet adamı kadar zorlayan bir oyun çıkmış. Uğraşmanız gereken o kadar çok mesele var ki! Bir yandan ülkenin ticaretiyle ilgilenmeli, bir yandan diplomatik ilişkileri rayında tutmalı, bir yandan kaynak dağılımını etkin bir biçimde yapıp hem talepleri olan halkı memnun etmeli, hem de savaş makinenizi işler durumda tutmalısınız.

Bütün bunlara savaşa birebir etki eden coğrafi detayları, cin gibi dünya devletlerini, işgal ettiğiniz yerlerdeki uslanmaz partizanları, cepheye malzeme yetiştirme ve malzeme hatlarını koruma mücadelesini ve jeopolitik önemi yüksek olan bölgeleri ele geçirme yarışını eklerseniz, saç ağartan bir oyun çıkıyor karşımıza. Korktunuz mu? Korkun zaten. Bu oyun sizi dünyanın gördüğü en büyük savaşların birinde bir devlet adamı pozisyonuna koyuyor ve bunu hakkıyla (!) gerçekleştiriyor. O yüzden devlet adamlığının hakkını vermek lazım.

Hearts of Iron 2, savaş zamanı devlet yönetimini size bütün gerçekçiliği ve zorluklarıyla sunuyor. Bu oyunda devlet ideolojisinden tutun da, cephedeki birliklerin malzeme sevkiyatına, ticaret konvoyu rotalarından, fetihlerde izlenecek stratejik kararlara kadar pek çok büyüklü-küçüklü görevle siz ilgileniyorsunuz. Normal dünyada milletvekili ve bakanlarla dolu bir kabinenin işini, siz Hearts of Iron 2'de tek başınıza yapıyorsunuz. Ama bu açıdan oyuna söylenecek laf yok, çünkü Hearts of Iron 2'nin amacı zaten bu. Eğer bu oyunu alıp oynayacaksanız da, keyif almanız sebebi de bu olacak. Açıkçası tarihi değiştirip, kendi tarihinizi yapmak, hem de bunu o zamanın tüm zorluklarını görerek yapmak oyuncuya bir tatmin duygusu veriyor. Başarılı olduğunuzu görüp, verdiğiniz zor kararların meyvelerini toplamak gerçekten güzel bir duygu. Hearts of Iron serisini kendisi yapan da bu zaten.

İsterseniz, oyunla ilgili biraz daha detay anlatalım. Yapmanız gereken iş çok demiştim. Bu işlerin gerçekleştirilmesinde izleyebileceğiniz yöntem de çok. Mesela Almanya'sınız ve Fransa'nın kömür madenlerine ulaşmak istiyorsunuz. Ordunuzu güçlendirip, Fransa'yı işgal edip kaynaklara el koyabilirsiniz. Diplomatik ilişkileri geliştirip adil ticaret antlaşmaları yapabilirsiniz. Fransa'nın iç politikasına müdahale edebilir, size yakın bir yönetimi darbe yoluyla başa geçirebilirsiniz. Ya da Fransa'nın önemli bölgelerini işgal edip, başa kukla bir yönetim yerleştirip her istediğinizi yaptırabilirsiniz. Bu özgürlük duygusu ve seçenek bolluğu oyunun belkemiği ve bütün bu özellikler oyunu zengileştiriyor. Uygun koşullarda bu durum hoştur ve bir oyunu hit yapan en önemli özelliklerden biridir. Ancak, kullanması zor bir arayüz ve genel olarak zor bir oyunda bu güzellikler biraz arka planda kalabiliyor. Eğer zaten zor oyunlardan hoşlanıyorsanız ve bu tarz "serbest yönetimli" oyunlar tercihiniz ise, bu oyundan büyük keyif alırsınız. Eğer değilse, alacağınız keyif sabrınıza ve azminize bağlı.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Savaş Sisi

İlk oyun olan HoI'yi daha önceden oynamış olanlar olabilir içinizde. O yüzden oyunu ilk açtığınızda şaşıracaksınız ve belki de yanlış CD'yi almış olabileceğinizi düşüneceksiniz. Aslında haklı da olabilirsiniz. İnsan ilk oyunla hemen hemen aynı görüntülere sahip bir devam oyunu görünce şaşırmasın da ne yapsın! Ancak bununla beraber, görsel olarak olmasa da oyunda pek çok yenilik var. Yeterli mi, değil mi tartışılır, ama bazı yenilikler gerçekten yerinde ve önemli. İlk oyunu oynamış olanlar için bir de uyarı yapayım, sakın ilk oyunu oynadığınız için HoI 2'ye kolay alışacağınızı sanmayın. HoI 2 ilk oyun ile pek çok açıdan aynı olmasına rağmen, pek çok açıdan da ilk oyun ile çok farklı.

Oyunumuzun ilk görüşte karışık zannedilebilecek bir arayüzü var. Onlarca bilgiyi ve daha da fazla düğmeyi aynı ekranda görünce, önce bir ürküyor insan. Temel kaynaklarımız, ulaşabileceğimiz seçenekler sistematik bir şekilde aktarılmış gözlerimizin önüne. Ancak seçenek bol olunca, bir düğmeler silsilesi ile karşılaşıyor insan. Kabul ediyorum, ilk oyunu oynayanlar bile bu yeni arayüze alışmakta zorlanacaklardır. Bunun en büyük sebebi; basacağınız düğme ve bakacağınız bilgilerin çok büyük bir kısmının ana oyun ekranına yerleştirilmiş olması. Bunun sebebi, büyük ihtimalle yapımcıların, oyuncuların bilgi ve düğmelere daha kolay ulaşmasını istemesi. Haklı bir sebep. Ancak bunu doğru uygulamak da önemli. Tamam, ilk oyunda da bu seçenekler karışıktı, bu doğru, ayrıca bu seçenekler birbirinin altında sınıflandırıldıklarından bunlara ulaşmak da zordu. Belli ki yapımcılar bu sorunu ikinci oyunu yaparken göz önünde bulundurmuşlar. Keşke her yapımcı şirket böyle olsa. Tamam da, aynı zamanda oyuna gerçekçilik katmak adına çok daha fazla seçenek eklenirse oyuna, bunun bir anlamı kalmaz.

Maalesef HOI 2'deki durum da böyle. Neredeyse iki katına çıkarılan seçenek, bilgi ve düğme sayısı, oyunu kolaylaştırmak için yapılan bir yeniliğin istenmeyerek de olsa daha da zorlaştırılmasına neden olmuş. Ancak bu durum gözünüzü korkutmasın. Oyun ne kadar karışıksa, verilen tutoriallar da o kadar başarılı. Verilen tutoriallar size oyuna başlayabilmeniz için gereken tüm bilgileri veriyor. Ama bu bile oyunu oynarken yaşacağınız o "karmaşa ve işlere yetişememe" duygusundan kurtulmanıza yardımcı olamıyor.

Ses için aslında söylenebilecek pek birşey yok oyunda. Oyunun atmosferine kendinizi kaptırmanız biraz bu tür oyunları sevip sevmemenize bağlı. Ancak müziklere değinmeden geçemeyeceğim. Oyundaki müzikler tıpkı ilk oyunda da olduğu gibi mükemmel. Kendinizi, ordularını savaşa göndermek üzere olan bir lider gibi hissediyorsunuz. Bu da tabii ki atmosfer üzerinde olumlu bir etki sağlıyor. Bunun dışında sesler için dediğim gibi söylenebilecek fazla birşey yok. Zaten oyun daha çok bilgiler ve istatistiğe dayandığı için sese fazla gerek de duyulmuyor.

Oyunda kullanılan az miktarda ses de yerinde kullanılmış. Sorun yok. Yalnız bu oyundan görsel olarak pek birşey beklemeyin. Bunun nedeni oyunun zaten amacının oyuncuya iyi görsellik sunmak olmaması. Oyunda görüp görebileceğiniz görsel öğeler, ana oyun haritası ve kullanılan ikinci dünya savaşına ait resimler. Ancak ana harita da daha iyi olabilirdi. Ana haritanın, birkaç rötuş dışında ilk oyundan hiçbir farkı yok. Sözkonusu bir devam oyunu olunca insan grafiksel açıdan daha fazla yenilik bekliyor (mesela ben). Grafikler o yüzden biraz halkırıklığı yaratıyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Şavaşın Dengesi

Oyunun başında birkaç saat geçirdikten sonra dikkatinizi birşey çekecek. Neredeyse tamamı dengeler üzerine kurulu. Araştırmalara ağırlık verince, tüketim malı üretiminiz ve dolayısıyla halkın mutluluğu azalıyor. Merkezci bir ideoloji seçince planlama kapasiteniz gelişiyor ama ticaretiniz düşüşe geçiyor. Serbest (liberal) bir ideoloji benimserseniz de bunun tam tersi oluyor. O yüzden oyunda dengeler çok önemli. Çünkü başarılı bir devlet adamıyla başarısızı birbirinden ayıran budur; Dengeleri iyi oturtmak.

Eğer doğru dengeleri yakalayamazsanız ne mi olur? Almanlar gibi Moskova eteklerinden Berlin'e geri dönersiniz. Bunu önlemek çok zor. Oyunda dengelenmesi gereken çok fazla etken var, ve oyunun ilerleyen bölümlerinde mutlaka, mutlaka iki veya daha fazla olay arasında karar vermek ve bu kararınızın sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaksınız. Detaylara fazla girmiyorum çünkü burada anlatmaya ne benim zamanım, ne de dinlemeye sizin sabrınız yeter.

Oyundaki başarınız iki etkene bağlı, biri dengeleri iyi ayarlamanız, biri de hayalgücünüz. Doğru duydunuz. Hayalgücünüz, oyundaki tek sınırınız. İsterseniz hemen 1936'da savaşa girip rakiplerinizi hazırlıksız yakalarsınız, isterseniz de 1940'lara kadar bekleyip, tüm gücünüzü araştırmalara verip, "teknoloji harikası" bir orduyla rakiplerinizi alaşağı edersiniz. Ya da barışçıl bir tutum sergileyebilir, savaşı belki de tamamen önleyebilirsiniz. Canınız değişiklik mi istedi, Almanya ile oynarken İngilizler'le anlaşın beraber Fransa'ya savaş açın. Verdiği bu özgürlük ve tarihi değiştirebilme olanağı Hearts of Iron 2'ye kimliğini veriyor. Bu oyunu sadece bu özelliği için oynayanlar da var.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Savaşın ..... hay Allah!

Oyunun isminde o "2" rakamını görünce oyuncu genellikle yenilik ister. Ancak Hearts of Iron 2 malesef yenilikler bakımından hayalkırıklığı yaratıyor. Oyuna sadece daha fazla detay eklenmiş ve birtakım rötuşlar yapılmış. Ancak bu rötuşlar oyunu tanınmaz hale getirmeye yetmiş. Sonuçta insan aynı oyunun biraz daha detaylandırılmış halini, durum anlaşılmasın diye anlamsız ve zorlaştırıcı rötüşlar arkasına gizlenmiş halini oynadığını düşünüyor. Bu da oyuna olan isteği büyük ölçüde baltalıyor. Ben Hearts of Iron'ın başından saatlerce kalkamadığımı hatırlarım. Ancak Hearts of Iron 2 için aynı sözleri söyleyemeyeceğim.

Peki bu Hearts of Iron 2'nin kötü bir oyun olduğu anlamına mı gelir? Kesinlikle hayır. Eğer ilk oyunla mukayese etmemeyi başaribilirseniz, ya da zaten bu seriyle yeni tanışıyorsanız gayet güzel bir oyun Hearts of Iron 2. Ayrıca kendi tarihini yazmak gerçekten önemli ve ilgi çekici bir deneyim. Ancak şunu söylemeliyim, eğer bu oyunun adı Hearts of Iron 2 değil de Hearts of Iron Plus veya Reloaded olsaydı bu oyunu kabullenebilirdim ve oyunun notu kesinlikle fazla olurdu. Ancak Hearts of Iron bu haliyle ismindeki o "2"yi pek haketmiyor.

Zor ve gerçekçi bir oyunun başında, politika ve strateji dolu saatler geçirmek istiyorsanız Hearts of Iron 2 sizin oyununuz. Eğer bu türden fazla hoşlanmıyorsanız, yüksek zorluk seviyesi ve sayısı çok yüksek olan detayları nedeniyle Hearts of Iron 2 herkese göre değil.

Kaynak: TrGamer


 5 
 : Ekim 27, 2007, 10:42:41 am  
Başlatan Boromir - Son mesaj Gönderen: Boromir
Need for Speed Carbon

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Barbaros Piliçli   (Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.trgamer.com
)
19.11.2006


   Künye
Platform:
 PC
Tür:
 Yarış
Multiplayer:
 Var
Yayıncı:
 Electronic Arts
Yapımcı:
 Electronic Arts
Çıkış Tarihi:
 2006 Kasım

Min. Sistem:
Windows XP/2000, P4 1.7 Ghz ya da eşdeğeri, 64 MB Geforce 4Ti/ ATi 8500 ve üzeri, 512 MB RAM, 5.3 GB HDD Alanı

Need for Speed'i nasıl bilirdiniz? Hızlı? Öfkeli? Eğlenceli? Underground serisiyle başlayan tuning modası Carbon'da da olağanca hızıyla devam ediyor. Artık sadece onu oynayanlar için değil pek çok kişi için bilindik, duyulduk bir isim Need for Speed. 10 yılı aşkın bir zamandır hemen her sene yeniden merhaba dediğimiz bu efsanenin şimdilik son perdesi bakalım ondan beklentilerimizi karşılayacak mı?

Daha hızlı, daha öfkeli

Vaktiyle o senenin en çok satan oyunu olmayı başaran Underground'un ardından yapımcı EA nereden güzel ekmek çıkartabileceğini gördü ve serininin devam oyunlarını o kulvarda koşturmaya karar verdi. Carbon'a adını veren etrafındaki Carbon Kanyon'uyla çevrili Palmont şehrinde yer alan oyun kırktan fazla açılabilir lisanslı araç, kariyer modu, yüzlerce araç modifikasyon varyasyonları, onlarca araç etiketi, grup yardımlaşması ve bu incelemede tanık olacağınız irili ufaklı pek çok yenilikle seriyi bir sonraki adıma taşıyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Reklam kokan hareketler

En sonda söyleyeceğimi kendimi tutamayarak en başta sölüyorum ki Carbon o hayalini kurduğum serinin bütün iyi yanlarını aynı oyunda toplayan rüya oyunum değil. Ama yine söylüyor hatta iddia ediyorum ki Carbon'u oynarken başından kalkamayacaksınız. NFS çizgisini bozdu, özünden koptu gibi yorumlar yapacak çok insan olacaktır ama çıkmış bütün NFS'ler içinde en çok eğlenerek oynadığım oyun Carbon oldu.

Alırım anahtarını

Şimdi gelelim esas konumuza. Önce kötü haberleri sonra iyi haberleri vermek istiyorum. Pek çoğunuzun yıllardır özlem duyduğu replay modu yine ortalarda yok. Bir NFS fanı olarak üşenmedim bu konuyla ilgili çok detaylı bir e-postayı NFS'yi yapan ekipte olan bir arkadaşıma gönderdim ve gayet açıklayıcı bir cevap aldım. Durum şuydu; mevcut oyun yapısında catch-up (ketçap) denilen, bir yarışçıyla aramızdaki mesafe fazlalaştığında duruma göre onu yavaşlatan veya hızlandıran bir sistem yüzünden replay'de bir aracı saatte 600km/h ile "warp" ederken görmenin hoş olmayacağı idi. Bende bu olayın üzerine gittim ve iyicene didikledim ne menem bir şey bu catch-up diye. Söyleyeyim; tek kelime ile rezalette son perde. Örneğin bir aracı duvara çarptırdık veya bir kamyonun altına soktuk, kahkahalar eşliğinde tam gaz yolumuza devam ediyoruz fakat o da nesi? On saniye önce yolda ters dönmüş olarak bıraktığımız zavallı rakibimiz nitrosunu açmış faziyette tam gaz arkadan yaklaşmakta. Bu olay oyun boyunca benim canımı çok sıktı. Madem can sıkan olaylardan başladık oradan anlatmaya buyrun devam edelim. Örneğin trafik; Carbon'daki trafik maaşallah İstanbul trafiğini hiç aratmıyor sevgili okurlar. Tam yarım saniye sonra olacağınız noktada spawn olan araçlar mı dersiniz, trafiğe kapalı bir kestirme yolda ters yönden gelenler mi dersiniz, şeridin orta yerinde durup sizin geldiğiniz yöne doğru "U" dönüşü yapanlar mı dersiniz, tam evlere şenlik. Bir süre sonra "tüm dünyaya karşı ben" sendromu başlıyor ki saç baş yolduğum oldu. Bununla kalsa yine iyi. Oyunun son yüzde otuzluk kısmında her yarışta illaki bir yarışçı dengesiz derecede hızlı ve hatasız gidiyor. Zaten radara bakıp diğer yarışçı sürüsünden çok daha önde olmasından anlaşılıyor bu. Bu hile hurdacı yapay zekalı arkadaşları ilk kalkışta hemen sağ ya da soldaki boş şeride kaçıp nitroyu köklemesinden tanıyabilirsiniz.

Doğan görünümlü Şahin

Aslında az önce anlattığım şeylerin hiçbiri şu an anlatacağım kadar üzmemişti beni. Carbon'un grafikleri genel bağlamda maalesef önceli Most Wanted'dan daha kötü. Zaten bütün yarışları gece ve yağmur eşliğinde yaptığımızdan içimiz biraz kararıyor ama keşke şehir en az Most Wanted kadar canlı tasarlansaydı. Yol kaplamaları için de iç açıcı konuşamayacağım. Çok yüksek çözünürlükte oynamadığınız, anisotropic filtrelemeyi açmadığınız, shader ayarını high'a almadığınız sürece yollar maalesef asfalta değil süngere benziyor. Çevre modellemeleri ve kaplamaları deseniz yine Most Wanted'dan daha kötü. NFS makinemi zorlamaz ayarları kökleyeyim diye düşünüyorsanız da Most Wanted'ı su gibi akıcı oynatan PC'niz Carbon'da çok fena çuvallayabilir. Garip olan bir şey de Visual Treatment ayarını high'dan low'a aldığımda tüm renklerin daha sıcak, daha doygun olduğu yani daha iyi gözüktüğüydü. EA nasılsa satacak diye oyunu optimize etmeye kesinlikle uğraşmamış. Bir başka karın ağrısı ise motion blur özelliği. Daha siz gaza basarken bütün dünya bir anda çorba olup her şey sanki bir rüya havasına bürünüyor. Carbon'da blur'la iki kat erken, dört kat fazla bir alakamız oluyor ki ben epilepsi hastası olmadan kapattım bu özelliği. Blur'u bu kadar çok açmalarının sebebi acaba çevrenin vasat görüntüsünü saklamak için mi diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü çevre bulanıklaşırken arabalarımızda bir bulanma söz konusu değil.

YU-MA-TU

Konu tuning, yarış, arabalar olunca sesler ve müziklerden bahsetmemek olmaz. Carbon'daki yarış esnasındaki müzikler genelde yarışın havasıyla oldukça uyumlu ancak oyunun sahip olduğu lisanslı parçalar nedense adam gibi kullanılmamış. Bu açıdan öncellerine göre sınıfta kaldığını söyleyebilirim. Motor sesleri her zaman olduğu gibi muhteşem olmuş. Yaptığınız motor modifikasyonuna göre bile değişiyorlar. Yalnız dikkatimi çeken bir durum; örneğin polisler bizi kovalarken bazı radyo konuşmaları Most Wanted'dakiyle bire bir aynı. Resmen kopyala/yapıştır yapılmışlar. Diğer çeşitli ses efektleri için de aynı şey söz konusu.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Bu kadar yerdik, yerden yere vurduk, sizi oyundan soğuttuk. Şimdi günah çıkartıp NFS'nin hakkını verme zamanı geldi.

Arabanın hakkı

NFS serisi asla bir simülasyon olmadı. Güzel arabalarla yarıştığımız, arcade tarzında eğlenceli bir yarış oyunu olarak çizgisini sürdürdü. Serinin son oyunlarına konu olan tuning temasına ek olarak iki farklı tarzı daha aynı potada eritiyoruz bu kez. Hepimizin daha önceki oyunlardan tanıdığımız klasik egzotik arabalar ve seriye ilk kez giriş yapan muscle car dediğimiz salt beygir gücüne dayalı Amerikan arabaları. Quick race, challenge, çevrim içi oyun gibi bildiğimiz modlara ek olarak kariyer modu da Carbon'da tam gaz devam etmekte. Kariyer modunda hikaye Most Wanted'da kaldığımız yerden devam ediyor ve eski dost Cross yine peşimizde. Kariyer modundaki sinematik anlatım bu kez daha derin sayılabilecek bir konu ile ve dijitize ara demolarla devam etmekte. Ancak ben bu oyundaki hatun karakteri nedense sevemedim ve beğenmedim; Emrah kaşlarından olsa gerek. Kariyer moduna başlamamızla üç araç türünden biriyle oyuna başlıyoruz. Tuner, Exotic ve Muscle. Bunlar hakkında çok kısa bilgi vermek gerekirse Tuner arabalar keskin virajları iyi dönebilen ancak en yüksek hızları diğerlerine göre düşük olan, Underground serilerinden bildiğimiz, sevdiğimiz arabalar. Egzotik araçlarımız ise yine Underground serilerinden önce NFS'nin bütün oyunlarına tema olan araba türleri. Bu araçlar için Tuner ile Muscle arasında dengeli sınıf diyebiliriz. Muscle'lar ise salt hızlanma üzerine kurgulu arabalar. En yüksek hızları ve ivmelenmeleri inanılmaz ancak ilk keskin virajda duvara yapışabilme ihtimalleri oldukça yüksek. Arabalar türlere ayrıldığı gibi tier 1, 2 ve 3 diye sınıflara da ayrılıyor. Tier 2 arabalar ilk sınıftan sonra oldukça hızlı gelecekken upgrade'leri yapılmış Tier 3 arabalar resmen uçuyorlar. Oyunun sonlarına doğru favori arabam Lamborghini Gallardo ile kadranımda gördüğüm en yüksek hız 421km/h idi ve oyun hız duygusunu yaşatmak konusunda bugüne kadarki en başarılı NFS. Sürüş dinamikleri de Most Wanted'dan bu yana hayli gelişmiş. Özellikle yüksek hızlarda arabanızın verdiği tepkiler arcade bir oyun olmasına rağmen inandırıcı olmuş. Tabii aynı şeyi çarpışmalar için söylemek mümkün değil. Hasarın mevcut olmadığı oyunda; sadece ayarlardan açtığımız takdirde boyamızın çizilmesi durumu var. Keşke görsel hasar olmasa bile fiziksel hasar olsaydı da 300km/h ile duvarda soyut resim olduktan sonra aynen yolumuza devam edemeseydik. Bir de rakip araçların arabaları sanki en az on ton. Arkadan veya yandan vurarak yoldan çıkarmanız çok zor. Hatta polis ciplerini yerinden oynatmaktan bile zor.

Konuya dönecek olursak, kariyer moduna başlamanızla beraber fark edeceksiniz ki şehir de parsellere ayrılmış ve her bir bölgeyi başka bir grup kontrol ediyor. Sizin de amacınız kendi grubunuzu kurup yavaş yavaş bütün şehri ele geçirmek. Daha oyunun başında bu grup olayını anlatan güzel bir tutorial'la karşılaşıyoruz ve burada grubumuzdaki elemanların yani wingman'lerin özelliklerini tanıyoruz. Grubumuza en fazla üç kişi alabiliyorken yarış esnasında sadece bir kişiden faydalanabiliyoruz. Kariyer modunda ilerledikçe grubumuza katmak için yeni kişilerle tanışabiliyoruz. Wingman'ler blocker, drafter ve scout olarak üçe ayrılan genel yeteneklere sahipler. Blocker'lar hedeflediğiniz rakibi durdurmaya çalışırken drafter'lar ise sizi arkasına alıp oluşan hava boşluğu sayesinde daha hızlı gitmenize yardımcı oluyor. En sevdiğim scout'lar ise önünüzden gidip kestirmeleri gösteriyorlar. Scoutları sevmemin nedeni size kestirmeleri göstermek için illaki önünüzden gidiyorlar ve eğer sizin wingman�iniz yarışı birinci bitirirse siz de yarışı kazanmış sayılıyorsunuz. Scout�da sürekli önden gittiği için oynadığım kariyer modu boyunca wingman'lerim benden çok yarış kazanmıştır. Zaten catch-up sistemi nedeniyle kendi wingman'imi geçemediğim de çok oldu. Wingman'ler ile ilgili başka güzel bir detay ise telsiz konuşmaları. Sadece yaptıklarıyla değil söyledikleriyle de oldukça yardımcı oluyorlar. Örneğin "sağından hızla geliyor önünü kes" veya "soldaki kestirmeyi kaçırma" gibi şeyler hem çok faydalı olmuş hem de yarışları sıkıcı olmaktan bir nebze kurtarmış. Şehrin her bölgesinde üçer yarış var ve bunların ikisini kazanmanızla o bölge sizin kontrolünüze geçiyor. Zamanla aldığınız bölgelere sizin alırken yaptığınız gibi karşı meydan okumalar olabiliyor, bu durumlarda yarışı kaybederseniz veya katılmazsanız o noktanın kontrolünü kaybediyorsunuz. Şehrin dört büyük bölgesini farklı araç türlerine sahip gruplar kontrol ediyor ve bu bölgelerin tamamını ele geçirdiğimizde o bölgenin boss'uyla kapışıyoruz.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Hızlı yaşa, genç öl

Yarışlara değincek olursak eski dostlar olan zamana karşı Check-Point, anlık hızlarımızı ölçen Speed-Trap, klasik Lap Circuit, Drift ve Sprint'in yanında en sevdiğim Drag'i görememek beni hayal kırıklığına uğrattı. Ama elime tutuşturulan yeni oyuncaklar bütün sıkıntımı hemen unutturdu; kanyon yarışları. Drift ve Lap Circuit şeklinde dağdan aşağı, dar virajlar ve uçurumlarla dolu bu yarışlar inanılmaz eğlenceli olmuş. Hele boss'larla yaptığımız bir kanyon kapışması var ki tadından yenmez. Boss'ları sokakta alt ettikten sonra kanyona yarışmaya çıkıyoruz. Önce o önde, siz onu kaybetmemeye hatta geçmeye çalışıyorsunuz sonra da o sizi. Tabii uçurumdan aşağı düşüp yarışı kaybetmek de var. Oyunun sonlarına doğru arabalar hızlandıkça bu düşüşlere çok aşina olacaksınız.


Kariyer modunda kullanabileceğiniz 30'dan fazla lisanslı araç bulunmakta. Nissan Skyline, Subaru Impreza WRX, Toyota Supra gibi Japon spor arabalarından, Lotus Elise, çeşitli Porcshe ve Lamborghini'ler gibi egzotik arabalara ve hatta Shelby GT 500, Chevy Camaro SS gibi klasik muscle arabalar, hepsi elinizin altında. Kullanırken en çok ustalık isteyen grup ise Tier 3 egzotik araçlar. Kariyer modunda araçları yarış kazanarak açtığımız gibi yendiğimiz boss'lardan da alabiliyoruz.

Underground'la başlayan modifikasyon çılgınlığı Carbon'la tavana vurmuş. Aşina olduğunuz modifikasyonlara ek olarak Auto Sculpting adı verilen her parçayı zevkinize göre modifiye etmenize olanak veren bir seçenek eklenmiş ve inanılmaz güzel oturmuş. Saatlerinizi (saatlerim? vizeler?) oturup arabalarınızı tek tek modifiye etmeye harcayabilirsiniz.

Aynasızlar

Most Wanted'da çok önemli bir yere sahip olan polisler bu kez biraz arka plana itilmişler. Sırf eğlenmek için yapmıyorsanız oyun sizi polislerle dalaşmaya yönlendirmiyor, hatta kariyer modunu bitirene kadar polislerle kovalamaca oynama sayım bir elimin parmaklarını geçmez. Oysaki polis teması hikayede oldukça aktif bir rol oynayabilirdi. Bir de artık şehir içinde bir noktadan diğerine gitmek için araba sürmemize gerek yok. Haritayı açıp istediğimiz yere basarak bir yarışa katılmak veya garaja gitmek mümkün. Bu da polislerle zaten kısıtlı olan temasımızı en aza indirmiş. Neyse ki polislerle olan hesabımızı challenge modunda bir nebze olsun görüyoruz.


Tam otuzaltı adet yarışa sahip olan challenge modu en az kariyer modu kadar hatta belki daha fazla eğlence barındırmakta. Özellikle kamyon kullanarak polislerden kaçtığımız yarışta çok eğlendim. Evet yanlış duymadınız; kamyon hatta itfaiye aracını açtığınız takdirde yarışlarda kullanabiliyorsunuz.

Levye modu

Çoklu oyuncu modunda ise Carbon hem güldürüyor hem de ağlatıyor. Yerel ağ üzerinden çoklu oyuncu desteği maalesef mevcut değil. Üstelik diğer platformlarda mevcut olan ekranı ikiye bölme yöntemi de yine PC versiyonunda es geçilmiş. Gel gelelim oyun internet üzerinden sekiz kişiye kadar çevrim içi çoklu oyuncu desteği vermekte. Çevrim içi yarışlar kazanarak çeşitli modifikasyon ve araçları açabildiğimiz gibi knock-out tarzında her tur sonuncusunun polise dönüşüp kalanları yakalamaya çalıştığı ilginç yarış modları da mevcut.

Calgon

Sözün özü Carbon, replay'i olan, catch-up'u dengelenmiş ya da kaldırılmış, drag'in es geçilmediği, grafiklerin en az Project Gotham Racing 2 kadar iyi gözüktüğü, polis kovalamacalarının Blues Brothers'dakine benzediği, kırk değil; Ferrari dahil bugüne kadar bütün NFS'lerdeki tüm araçları barındıran, hasar modellemesine sahip, korna ve sinyalin olduğu, sonradan kendimiz araç ekleyebildiğimiz, sadece yağmur değil karın da yağdığı, sürekli gece yarışmak zorunda olmadığımız, o rüya oyunu değil. Ama daha iyisi gelene kadar PC'lerimizdeki en güzel ve eğlenceli arcade yarış oyunu.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Kaynak: TrGamer
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
http://www.trgamer.com/yazi.asp?id=2277


Oyunu indirmek için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
TIKLA

 6 
 : Ekim 27, 2007, 09:49:08 am  
Başlatan Barış - Son mesaj Gönderen: Barış
Şirinler gay mı?Nasıl çoğaldılar?Hepsi şirineye mi kaydı?Şirine kaşarmı?Küçük şirin kimden?Şirin baba #$€@ mi?

 7 
 : Ekim 26, 2007, 19:01:39 pm  
Başlatan Boromir - Son mesaj Gönderen: Boromir
Company of Heroes

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Ömer Faruk Yıldız(Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.trgamer.com
)
20.09.2006

Platform:
 PC
Tür:
 Strateji
Multiplayer:
 Var
Yayıncı:
 THQ
Yapımcı:
 Relic
Çıkış Tarihi:
 Eylül 2006

Min. Sistem:
Windows XP, Vista, 2.0 Ghz İşlemci, 512 MB RAM, 64 MB Pixel Shader 1.1 Destekli Ekran Kartı, 6.5 GB + 1 GB HDD Alanı

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

II. Dünya savaşı konusu bazı oyunseverler açısından birbirinin benzeri onlarca kopya oyundan oluşan ve artık yavaş yavaş albenisini kaybetmiş bir tema gibi görünse de henüz oyun çevreleri konunun potansiyelinin tam anlamıyla kullanılamadığını düşünüyor olmalı ki hala yeni örnekler üretilmeye devam ediliyor. Genellikle FPS türüne odaklanan tema'ya bu kez saygıdeğer firma Relic, farklı bir yönden, olaylara büyük resimden bakmaya çalışıyor. Company of Heroes bu yüzden farklı bir strateji oyunu. Bu yüzden diğer örneklerinin aksine birinci kişi kamerasından edinmeye çalıştığınız psikoloji ve atmosferden farklı ve doğru bir bakış açısına sahip. II. Dünya savaşında yaşananlar bireysel niteliklerin ötesinde toplumsal anlamlarda taşıyan aynı zamanda günümüz toplumunda da derin etkilere sahip olaylar.

Company of Heroes'u diğerlerinden ayıran bir diğer özelliği ise yapımcı firma faktörü, Relic şu ana dek çıkardığı yapımlarla ve oluşturduğu kendine has yaklaşımıyla her zaman takdirimi kazanmış bir firmadır. Homeworld gibi türüne çok farklı açılardan bakabilen yaratıcı fikirlere imza atmış bir firmadan II Dünya savaşı konusunda da sıradan bir yapım beklemiyordum. Nitekim yapımın aldığı notlar tür düşünüldüğünde şu ana dek verilmiş en yüksek notlar arasında yer alıyor. Gerçekten de son zamanların en iyi kurgulanmış RTS'siyle karşı karşıyayız.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

ve cehennem kapılarını açtı...

Oyun özellikle sunum olarak düşünüldüğünde benzer örneklerinden bir hayli farklılaşıyor. Relic her zaman olduğu gibi yapımı güzel ara videolar ve görsellerle zenginleştirmiş. Relic'in özellikle kendi yapımlarında kullandığı Divx teknolojisi altyapısıyla hazırlanan ara videolar ve giriş videosu ve buradan oyuna geçiş gerçekten görmeye değer. Oyunun olağanüstü motoru sayesinde strateji oyunlarında görmeye pek alışık olmadığımız detaylar yapımcıya video ve oyun için görüntülerin harmanlanarak daha etkili bir anlatım olanağı sunmuş. Detaylı görseller sinematik kameralar eşliğinde her açıdan, her yakınlıkta olağanüstü bir deneyim sunuyor.

Oyuna başlamadan oyuncuların oynanış, kontrol ve stratejiler konusunda bilgilendirilmesini ve deneyim kazanmasını amaçlayan oldukça iyi bir eğitim "Tutorial" bölümü bulunuyor. Her ne kadar oyun temelde standart strateji oynanışına sahip olsa da birimlerin özellikleri, strateji oluşturma ve oyunun doğasına oyuncunun alışması adına bu kısma asıl aksiyona geçmeden önce göz gezdirmekte fayda var.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Gelelim Campaign seçeneğine .Yüklemenin ardından oyuna aslında oldukça tanıdık bir yerden, Omaho Beach çıkarmasıyla başlıyoruz. Bu bölümdeki ilk hedefimiz kıyı şeridindeki tel örgülere kadar belirli bir sayıdaki askerimizi ulaştırabilmek. Bu görevi yerine getirirken askerlerinizi otomatik silah ateşinden mümkün olduğu kadar koruyarak ilerletmek gerekiyor. Tel örgülere yeterli sayıda asker geldikten sonra tel örgüleri aşmak üzere "Engineers" birimlerinizi tel örgüye ulaştırıp tel örgünün havaya uçmasını sağlıyorsunuz. Oyundaki görev anlayışı sadece karşıdaki düşmanı yok etmek üzerine kurulu değil. Zaman zaman şehirleri ele geçirmeniz, şehri savunmanız ya da konvoylar korumanız gerekebiliyor. Görevler Birincil, İkincil ve ekstra olmak üzere 3 ana gurupta sınıflandırılıyor. Oyun oldukça hareketli yapısı sayesinde bölüm içerisinde de görevlerde yeni değişiklikler meydana gelebiliyor. Ayrıca Campaign modu için özel olarak düşünülmüş, belirli bir sayıda düşmanı belirli bir yöntemle yok etme, belirli bir sayıda birim üretme gibi ekstra görevler sayesinde her bölümde özel bir madalya kazanmak mümkün hale getirilmiş.

Oyunda birim üretimi ve destek güçleri için üç ana kaynak kullanıyoruz. Bunlar Manpower(Askeri birimlerin üretiminde için),Munitions(Nitelikli mühimmat ve silah üretimi için), Fuel(Araç ve tank üretimi için) Oyun içerisinde kaynak kullanımı ise bölgeler ve bölgelere özel kaynak noktalarının ele geçirilmesi ile kullanılabiliyor. Harita içerisinde bölgeleri ele geçirdikçe elde ettiğiniz kaynak oranı da artıyor. Bir bölgeden kaynak edinebilmek için bölgenin diğer kendi bölgelerinizle sınır bağlantısı olması gerekiyor. Ayrıca oyunda "Population Cap" olarak adlandırdığımız birim sınırlaması da elinizde bulundurduğunuz bölgelere göre belirleniyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Oyun içerisinde kullandığınız birimler savaştıkça tecrübe kazanıp rütbe ediniyorlar. Tecrübeli birimler güç, beceri, hız, tepki ve etkinlik olarak daha avantajlı oluyorlar. Ayrıca oyunda önceki bölümlerde kullandığınız ve tecrübe kazanmış (rütbeli) askerlerden ileriki bölümlerde de yararlanmak mümkün hale getirilmiş.

Toplam 15 bölümlük oldukça çeşitli ve uzun soluklu campaign modu zorluk ve aksiyon yönünden her türlü oyuncuyu kendisine bağlayacak nitelikleri barındırıyor. Oyunda bölümler ve görevler arasındaki videolar ve akıcı anlatım ve genele baktığımızdaki bütünlük hissi Campaign modunu tamamladığınızda size aklınızın bir köşesinde her zaman hatırlayacağınız II. Dünya savaşından bir dizi enstantane ve hatıra bırakacaktır. Sinematik anlatımın müthiş oynanabilirlik özellikleriyle bu denli harmanlanabildiği nadir örneklerden biri Company of Heroes. Örnek vermek gerekirse tankların ağır ateşi altında kalan bir grup piyadenin geri çekilirken içlerinden birini yaralanması ve diğerinin o yoğun ateşi yok sayarmışçasına ona koşması ve omzuna alıp onu güvenli bir alana götürmeye çalışması ve daha bunun gibi onlarca küçük detaylar oluşturulan bu dev bütünün yap-boz parçalarını oluşturuyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Yapım temelde tipik strateji oyunu oynanışına sahip olsa da oynanışa dair bazı yeni özellikler hemen göze çarpacaktır. Askeri birimlerin guruplar halinde kullanıldığı oyunda birimleri harita üzerinde konumlandırırken küçük noktacıklar yardımıyla birimlerimizi etraftaki her türlü nesneyi siper ya da korunak olarak kullanmasını sağlamak mümkün. Yapımcı biriminizin bulunduğu konuma ve alanın birime sağladığı korunaklık oranını birimin üzerinde küçük bir işaretle gösteriyor. Bu işaret açık alanda korunaksızken arkasında saklandığınız nesneye göre sarı, orta seviye ve yeşil (iyi seviye) korunduğunuzu bildiriyor. Ayrıca birimlerin üzerindeki işaretler çatışma esnasında birimin sağlık durumunu ve ne kadar saldırıya uğradığını gösteriyor. Birimleriniz ağır ateş altında ve korunaksız durumda destekten yoksunsalar, bir süre dayanıp daha sonra geri çekilip merkezinize kadar kaçabiliyorlar. Özellikle piyade birimlerini oyun içerisinde düşmanın kullandığı otomatik silahlar, anti-tank'lar, top gibi birçok silahı kullanma özelliğine sahipler.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Her bölümde ordunuzu oluşturmak ve destek kaynaklarından yararlanmak için bir merkez kurmanız gerekiyor. Company of Heroes'da yapım, onarım gibi teknik işleri "Engineers" adlı birlikler üstleniyorlar. Yapımda birimlerin üretimi ve geliştirilmesi için birçok bina'nın yanı sıra savaş alanında ektin bir biçimde kullanılabilen otomatik mg bataryaları, kum torbaları, mayınlar, dikenli teller gibi birçok savaş alanı gereci de kurulabiliyor. Ayrıca oyunda askeri birliklerinizin becerilerini ve niteliklerini geliştiren bir dizi upgrade seçeneği de yine unutulmamış.

Oyun içerisinde birliklerinize emirleri fare ve bir dizi arayüz düğmesini kullanarak veriyorsunuz. Tabiî ki klavye kısa yolları da unutulmamış. Oyun içi ara yüzün oldukça şık ve kullanışlı olduğunu söylemek mümkün. Yalnız burada küçük bir not olarak tankların kullanımına ilişin bazı farklılıklar olduğunu belirtelim. Tanklarınızın ön kısmındaki zırh yan ve arka kısımlarına daha güçlü olduğundan tankların arka kısımlarından darbe almalarını mümkün olduğunca engellemek gerekiyor. Bu yüzden hareket emri verdiğimiz sağ klik basılı tutularak tankın ne yöne bakacağı belirleniyor. Bu durum ayrıca otomatik MG'ler ve top bataryaları gibi yerleşime dayalı ünitelerde de önem arz ediyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Kontroller için bunlar dışında söylenecek ekstra bir şey olmasa da Relic'in stratejilerinde görmeye alışık olduğumuz (Ayrıca bkz. Homeworld, Warhammer 40k) "Tactical Overlay Map" hakkında birkaç şey söylemek gerekiyor. Bölüm haritasının tümünü ve birimlerin harita üzerinde nasıl konuşlandıklarını gösteren bu genel harita strateji üretmek ve uygulamak için oldukça kullanışlı. Ayrıca görev brifinglerini de bu harita yardımıyla almamız sağlanmış. Size tavsiyem özellikle işlerin biraz karışmaya başladığı ve baskı hissettiğiniz durumlarda oyunu "Pause" seçeneğiyle durdurup bu harita üzerinde değerlendirme yapmanız ve buna göre birimlerinizi konumlandırarak oyuna devam etmeniz çok birim kaybetmenizi engelleyecektir.

Company of Heroes gerek Campaign modunda gerekse az sonra değineceğimiz Skirmish modunda oldukça zorlayıcı bir yapay zeka'ya sahip. AI özellikle Normal ve üzerindeki seviyelerde özellikle yeni başlayan oyuncular için oldukça zorlayıcı olacaktır. Düşmanlarınız genellikle zayıf olduğunuz yönlerden size saldırmak istiyorlar ayrıca birden fazla noktadan size saldırarak birliklerinizi bölmek yada bir yöne yoğunlaşıp sakin bölgelerinizi ele geçirmek gibi birçok stratejiyi aynı anda uygulayabiliyorlar. Bu yüzden arada bir oyunu pause modunda stratejinizi gözden geçirmek oldukça yararlı. Savaş sırasında özellikle zorluk seçeneği yüksek iken düşman sizden çok daha hızlı bir şekilde bölgeleri ele geçiriyor ve daha çok kaynak kullanarak daha hızlı gelişiyor. Böyle bir durumda piyadelere karşı durumunuzu koruyabilseniz de düşman tankları siz hazırlıklarınızı tamamlamadan üretilmeye başlanırsa oldukça sıkıntılı anlar yaşayabiliyorsunuz. Sonuç olarak AI'nin yeni başlayanlar için oldukça zorlayıcı olduğunu ve alışmanın biraz zaman aldığını söylemek mümkün.

Oyunda Campaign modu haricinde oynanılabilirlik süresini arttıran oldukça geniş ve kapsamlı Skirmish ve Multiplayer modları bulunuyor. Skirmish modunda PC'ye karşı oynarken, Multiplayer modlarında yerel ağ ve internet üzerinden gerçek rakiplerle karşı karşıya oynamak mümkün. Doğrusunu söylemek gerekirse oyunu online olarak gerçek rakiplerle oynamak AI'ye karşı oynamaktan daha kolay olabiliyor. Oyunda 2 ila 8 oyuncuya kadar oynamaya elverişli 16 farklı haritada Annihilation, Victory Point Control modu olmak üzere 2 ana oynanış tipi bulunuyor. Annihilation modu standart rakibi yok etme esasına dayanırken Victory Point Control ise harita üzerindeki anahtar noktaların kontrolüne dayanıyor. Bu modda başlangıçta her düşmana belirli bir puan veriliyor. Victory Point'leri elinizde tuttuğunuz sürece karşı tarafın puanı gittikçe düşüyor. Tabi ne kadar çok noktayı elinizde bulundurursanız puanın düşme hızı da o kadar artıyor. Puanın sıfırlanan taraf kaybediyor. Ancak yeni başlayan oyuncuların daha çok Annihilation modunda başlayıp sonra bu modu denemeleri daha akıllıca olacaktır. Zira AI'nin zekası ve birden çok noktada aynı anda saldırabilmesi oldukça zorlayıcı olabiliyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Company of Heroes grafikleri ve ses altyapısı düşünüldüğünde de sınıfının standartlarının oldukça üzerinde bir yapım. Görsel derinlik ve küçük detaylara verilen önem yapımcının oyun motoruyla istediği sinematik açıdan oldukça kaliteli ara görüntüler elde edebilmesine olanak tanımış. Bunun görsel bütünlük ve genel oynanışın korunarak başarılmış olması yapımcının ne kadar başarılı olduğunu kanıtlar nitelikte. Etrafınızdaki cisimler, askeri birimler, savaş alanı çevredeki bitkiler ve ağaçlar da gördüğünüz detaylar bu bütünlüğü pekiştiriyor. Ayrıca patlama, yıkılma ve parçalanma efektleri de kesinlikle görülmeye değer. Yapımda parçalanma efektleri de kesinlikle görmeye değer. Çevrenizdeki cisimlerin top ateşiyle zarar görmesini, elektrik tellerinin kopmasından, binaların çöküşüne, bahçe duvarlarının tanklar tarafından paramparça edilmesine kadar her türlü parçalanma detayı oyuna eklenmiş. Birimlerin hareketleri, küçük animasyonlarındaki detay seviyesi takdiri hak ediyor. Savaş esnasında birimlerinize neredeyse TPS türündeki kamera yakınlıklarından daha da yakın mesafelere yaklaşabiliyorsunuz ki, orada yaşananları bu yakınlıkta görmek gerçekten oldukça ilgi çekici. Örneğin, 3 kişiden oluşan topçu birliğinden bir kişinin elinde dürbünle düşmanı gözlemesi bir diğerinin top mermisini bataryaya yüklemesi ve sonuncu askerin hedef alıp topu ateşlemesi gibi birçok sahne gerçekten görmeye değer. Görsel altyapı dinamik ışıklandırma, patlama ve duman, sis efektleri teknolojinin el verdiği son ölçüde tamamlanmış.

Görselliğin yanı sıra atmosferin en önemli anahtar noktalarından biri olan ses ve müzik altyapısı için de gerekli özenin gösterildiğini söylemek mümkün. Müzik altyapısı hafifçe arka planda size eşlik ederken çatışma sesleri ve bazen düşmanı beklerken hissettiğiniz o sessizliğin içerisinde kaybolan çevreden gelen sesler sizi bir çeşit hipnoz durumuna sokarken uzaktan gelen ilk top sesinin sizi dehşet içerisinde kendinize getiriyor. Tankların paletlerinin sesi şehirde yankılanırken bombardıman uçakları ortalığı cehenneme çeviriyor, o hengâmede askerlerin çığlıkları ve bağırışları da cabası. Özellikle güçlü bir çevresel ses sistemine sahip olan oyuncular için CoH kelimelerle anlatılamayacak kadar deneyim vaat ediyor. Oyun içerisinde gerek ara videolarda gerekse oyun içi görüntülerdeki seslendirmelerin oldukça iyi yapıldığını söylemek mümkün. Görsel altyapıda gösterilen sinematik yaklaşım ve özen ses altyapısına da yansımış. Oldukça net ve akıcı konuşmalar orta derecede İngilizce bilgisiyle anlaşılabilecek türden ve altyazılarla destekleniyor. Yapım genel olarak savaşın acı, yıkıcı teması üzerinde dursa da ara videolarda karşılaştığınız ve oyunun kavramsal yapısını bozmayan hafif mizah az da olsa oyuncuyu II. Dünya Savaşına farklı bir açıdan daha bakma şansı tanıyor. Sonuç olarak oyunun teknik altyapısının ve motorunun yapımı gelmiş geçmiş en iyi stratejilerden biri yaptığı tartışmasız bir gerçek.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Yapımın teknik altyapısı oyuna ilişkin sistem ihtiyaçlarını her ne kadar sade tutmayı başarmış olsa da iyi bir görsel deneyim için minimum sistem ihtiyaçlarının ötesinde bir sistem gerekiyor. Minimum sistem ihtiyaçları için sağ sütuna göz atabilirsiniz. Ancak iyi bir görsel deneyim için çift çekirdekli bir işlemci, en az 1 GB RAM ve iyi bir ekran kartı gerekiyor. Test sistemimiz yaşlı bir P4 2.8 HT, 1 GB RAM , 6600GT ve Audigy 2 konfigürasyonuma sahipti ve genel olarak orta-yüksek karışımı bir ayar setinde akıcı bir performans elde edebildik. Açıkçası oyunun özellikle Texture ayarlarını yüksek seviyeye çıkarmak için daha çok belleğe sahip (256 ve +) bir ekran kartı gerekiyor. Bunun dışında diğer ayarların performansa ölümcül bir etkisi yok. Strateji oyunları bildiğiniz gibi yüksek fps oranlarına ihtiyaç duymuyorlar. Yapımcılar "Performance Test" adında ve oyunu en akıcı biçimde oynamanız için küçük bir testi de yapıma eklemeyi unutmamışlar. Test en düşük, en yüksek ve ortalama kare sayısını hesaplayarak size olumlu yada olumsuz yönde tavsiyede bulunuyor. Bunun dışında yapımın toplamda 7.5 GB'a ulaşan ciddi bir HDD alanı gereksinimi var. Son olarak yapımın Windows Vista'da (RC1)güncel sürücülerle çalışabildiğini notlarımıza ekleyelim.

Sonuç olarak gerek oynanabilirliği, uzun ve kapsamlı senaryo modu ve çoklu oyuncu seçenekleriyle Company of Heroes günümüzün uzak ara en iyi strateji oyunudur demenin açıkçası hiçbir sakıncası yok. Grafik ve ses altyapısıyla yapım her oyun severin arşivinde baş köşede yer almayı hak ediyor. Açıkçası kapalı beta testinden, açık mp testine ve demosuna kadar takip edip sonunda ortaya çıkan yapımı görünce Relic'e olan saygım biraz daha arttı. Relic her zaman olduğu gibi mükemmel bir yapıma daha imza atarak bir kez daha bende dahil kimseyi hayal kırıklığına uğratmadı için sonsuz takdiri hak ediyor. II. Dünya Savaşından sıkılmış olabilirsiniz ama şu ana dek yapılmış en iyi WWII yapımına göz atmaya kesinlikle değer.
İyi Oyunlar
Kaynak: TrGamer

 8 
 : Ekim 25, 2007, 21:30:13 pm  
Başlatan Boromir - Son mesaj Gönderen: Boromir
Call of Duty: United Offensive

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Mustafa Yiğittop (Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.trgamer.com
)
30.09.2004

Platform:
 PC
Tür:
 Action
Multiplayer:
 Var
Yayıncı:
 Activision
Çıkış Tarihi:
 2004 Eylül

Oldum olası genişleme paketlerini sevmemişimdir. Oyunun üzerine bir iki ufak değişiklik yapıp, insanları kandırırcasına "alın oynayın" diyor gibi gelir bana hep oyun yapımcıları. Hele bir de oyunun kendisini silmişsinizdir alan yetersizliğinden, ama paketi çalıştırmak için oyunun kendisine ihtiyaç doğar ve yeniden kurarsınız. Of of of...

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Ancak gerek Gray Matter Interactive Studios gerekse Activision bu oyun için pek bir şey yapmadan sadece "alın ve oynayın" şeklinde lanse ettiler. Bundan fazlasını yapmalarına da gerek yoktu, zira oyun her şekliyle kendisini anlatıyor. Genişleme paketi gibi durmuyor; kendi başına bir oyun.

Dedim ya, aslında oyunu kendi başına çıkartsalarmış daha iyi olacakmış. Ama sanıyorum işleyiş birimini yenilemek ya da güncellemek yerine eskisinin üzerine oturtmuşlar zaman kaybı olmaması için. Bu şekilde tüm tayfa oyunun, yani genişlemenin geliştirilmesi için çalışmış. Bu da bize daha fazla oynayabilme şansı getirdi. Neyse.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Oyuna indirme üçağından atlayan bir paratrooper yani paraşütçü (hava indirme komando gibi Gülümseme ile başlıyoruz. Belçika'da geçen ilk bölümlerde savaşı gözünden yaşadığımız şahıs bir Amerikalı; öyle ki takımın ve hatta bölüğün (bazen bölük seviyesinde harekat yapılıyor) en can alıcı görevlerini bizim arkadaşa yaptırıyorlar. E zaten öyle olmalı değil mi? Yoksa neden oynayalım. Ancak görevler gerçekten can alıcı. İleri zorluk seviyesinde defalarca tekrar ettiğimi hatırlıyorum da... Neyse, oyunda ilk bölümlerde bir Amerikan paraşütçü ile hareket ediyoruz dedik.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Amerika tarafındaki görevimizi bitirdikten sonra kendimizi Nazi Almanya'sı semalarında Rotterdam/Hollanda'ya doğru bir B-17 Flying Fortress ile uçuyorken buluyoruz. Yeni kahramanımız ise bir İngiliz SAS komandosu. İlk görevimizde bulunduğumuz uçak ve diğerleri eskortlar dahilinde Nazileri bombalıyorlar. Sonrasında eskortlar yakıtımız bitti diyerek bizi yalnız bırakıyorlar; yanımızda da havada yakıt ikmali yapacak uçak yok... Bizim bulunduğumuz B-17ler de kendi üzerlerinde bulunan ağır makineli toplarla etrafında uçuşan bir sürü Alman savaş uçakları, Luftwaffeleri avlıyor. Öyle ki, birini vurunca dğeri geliyor. Sanki hiç bitmiyorlar; sivrisinek gibi. Zaten uçak içinde gittiğimizden dolayı makineli topun kontrolü oldukça zor, iş böyle olunca deli gibi hareket eden Luftwaffe sürülerini tutturmak daha da zorlaşıyor. Ancak atmosfer mükemmel. MOH:PA'daki gibi makineli kullanırken ekran titremiyor ama, yine de mükemmel.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Daha sonraki bölümler yerde geçiyor. İngiliz görevlerinin ardından da asıl savaşın geçtiği yerlere götürüyor bizi United Offensive. Bir Sovyet askeri (conscript reporting; hatırladınız mı?) ile komutanların yağdırdığı emirler doğrultusunda Nazileri yaktıkları şehirden çıkartıyoruz. Tıpkı bir gerilla savaşını andırıyor. Oyunun bu bölümünde bir an duraksadım (hemen vurdular). Aslında şu anda oynadığım kısımlar gerçekten varolmuşlar mıydı? Yani gerçekten yaşanan şeyleri mi görüyorduk oyun niyetine? Cevap ise kesindi: Evet...

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Bir oyun olmasına rağmen, aslında pusulada kendini bana gösteren görevi takip etmek için ucunu ekranın yukarısına getirip ilerlemek lazımken, neden böyle şeyler aklıma geldi bilmiyorum. Böyle ağzımın suyu aka aka Almanları vuruyorken Springfield Sniper Rifle ile... Acaba dedim gerçekten şu anda canlandırdığım karakter de böyle mi davranmıştı? Ya da Luftwaffe pilotları? Acaba onlar da bir anlık duraksadılar mı? O nedenle mi öldüler? Ama bir de madalyonu çevirirsek, elimizde savunmaktan başka çare kalmıyorsa belki de kaçınılmaz sondur... Neyse, savaşın oyun hali bile iyi değil bence. Allah ordumuza zeval vermesin; ne olur halimiz sonra?

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Biraz kafa karıştırmaktan ve hatta bazılarınızı sinirlendirdikten sonra Gülümseme devam edelim. Oyun CoD üzerine kurulu ancak CoD'den daha iyi diyebilirim. Gray Matter gerçekten de Infinity Ward'ın yaptığı mükemmel oyunun biraz daha üstüne çıkarmış UO'yu. Yapay zeka bayağı gelişmiş geldi bana. Bilemiyorum üst zorluk seviyesinde mi böyle, daha kolay seviyelerde düşman askeri saf saf ayakta mı bekliyor Gülümseme ama yapay zeka konusunda çok yol katedilmiş. Öyle ki düşman askerleri deli danalar gibi koşmuyor, ayakta durmuyor, çömeliyor, yatıyor, siper alıyor, makinelinin başındaki arkadaşı öldüğünde hemen yerine geçmiyor da önce ateş edip kendini sağlama aldıktan sonra hareket ediyor.

Sonra en çok hoşuma giden ise düşmanın etrafta onca asker varken sadece bana ateş etmeye kalkmaması oldu. Adamın arkasından sinsice yaklaştığınızda eğer kendinizi farkettirecek bir şey yapmazanız, çok rahatlıkla vurabiliyorsunuz. Birisi farkederse de ortalığı velveleye veriyor. Mesela diğer oyunlarda düşmanların asıl hedefi oynayan oyuncu olurken, yani ne olursa olsun siz bir delikten kafayı uzattığınız ya da sniper rifle ile nişan almaya kalktığınızda direkt size ateş ederlerken, burada öyle değil! Düşman önce kim daha yakın ya da kim ile daha önce temas kurduysa onunla ilgileniyor. Ya da birisiyle çatışma sırasında başka bir etki alırsa o tarafa yöneliyor. Bu şekilde birlikte olduğumuz takım ilerlerken biz arkadan sniper rifle ile çok güzel destek verebiliyoruz!

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Yapay zeka konusunda söylenecek daha çok şey var aslında. Mesela takımımıza komutandan emir geldi ve bastırıcı ateş istedi. Düşman askerler şaşırtıcı şekilde iyi tepki veriyorlar. Ortada durmuyor, sipere geçiyor ve hatta arada tüfeklerini uzatıp ateş ediyorlar! Yapay zekanın dışında, mesela Almanlar size karşı tarayıcı, yalayıcı ve bastırıcı ateşler açıyorlar; yetmedi mi? O zaman top ateşleri başlıyor, o da yetmedi tanklar devreye giriyor, o da yetmedi uçak ile ateş edip bomba bırakıyorlar. Tamamen bir savaş ortamı ve atmosferi mevcut; biz de bunlardan kaçmak için etraftaki birimleri siper olarak kullanıyoruz. Yerde yatan inek ölüsü bile var. Saman balyalarının arkasına saklanırsak, Alman topları yerimizi tespit ediyor ve oraya ateş ediyorlar. Kaçmazsak ya ölüyoruz ya da yakınımıza düşen topun etkisiyle gözlerimiz kararıyor, bulanıklaşıyor, ekran kırmızılaşıyor ve sesler uğulduyor. Süper! MOH:PA'da da benzeri bir şey vardı hatırlarsanız.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Oyun için söylenecek pek fazla şey kalmadı aslında. Genişleme paketi olması dolayısıyla getirdiği -illa ki- yeni şeylerden bazıları silahlar. RtCW'den hatırladığımız Flame Thrower (Gray Matter ile alakalı bir şey bu; kesin içlerinden birisi alev silahını çok seviyor) ve çatal ayak makineli silahlar. Hepsi zaten mükemmel olan oyuna daha da fazla bir güzellik katmış. Ama benim için her zaman iki silah var: Springfield ve Thompson Gülümseme Bir de unutmadan, Sovyet askeri ile oynarken tank da sürüyoruz.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Görevler biraz kısa sayılır. Fazla ölmeden ilerleyebilen kişiler için tadı damakta bırakır cinsten. Ama biraz daha uzasın isterseniz, zorluk seviyesini yükseltin ve görevi bol bol baştan oynayın. Oyunun aslında en güzel yanlarından biri de canımız azaldığında checkpointler'de autosave almaması. Bu yüzden canınız iyiyken bol bol F5 tuşunu kullanmanız gerekli. Oyunda rahat ilerlemek bize bağlı. Mesela bir bölümde sıradaki görevi (TAB tuşuna basarak görebiliyoruz) geçmek için fazla beklersek, düşmanları öldürseniz dahi hemen yenileri geliyor. Ben denemek için 30 dk falan bir yerde yattım bekledim. Springfield'ımda yaklaşık 10 şarjör mermi vardı (50+5 mermi) hepsi bitti ama adamlar bitmedi Gülümseme Bölümlerde anlık noktalar var. Mesela girmeniz gereken bir binaya tepedeki olası makineli tüfekçiyi öldürdükten hemen sonra girmezseniz, bir süre sonra yenisi devralıyor. Bu böyle devam ediyor; o yüzden zamanlama önemli. Vurup ilerleyin, rahatlıkla geçersiniz.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Çevresel efektler konusunda söylenecek tek şey var: Mükemmel! Belki grafikler aynı sınıftaki rakipleri kadar abartılı değil ama ortam ve sesler mükemmel. Yanlış anlamayın, grafikler de bir harika; zaten o atmosfere girince şaşırıp kalıyorsunuz. Tepenize doğru gelen topun çıkartığı ses, yakınınıza düşünce oluşan etki, elemanın sersemlemesi, mermilerin çıkarttığı ses... hepsi çok güzel. Hele EAX özelliği bulunan bir SB ses kartınız varsa değmeyin keyfinize. Her şey çok gerçekçi. Tıpkı CoD'de olduğu gibi. Hele Yuri (Sovyet askeri) ile oynadığımız bölümler var ki... mükemmel. Ben zaten Sovyet Yuri ile oynadığımız bölümlere hayran kaldım. Hatırlayacaksınız, Enemy at The Gates (Kapıdaki Düşman) filminde bir sahne vardı, Sovyet askerlerine komutanları arkadan bağırıyor ve Kızıl Meydan'a ne pahasına olursa olsun gitmelerini, geri dönmemelerini söylüyorlardı. İşte o bölüm burada. Oynarken ürperiyor insan. Zaten oyunda da geri dönmeye kalktığınızda arkadaki makineli tüfek bataryası hemen sizi vuruyor. Sanırım gerçekçilik buraya kadar olabilir en fazla. Kızıl Meydan'da yapılan çatışma, istihkamcıları korumak için verdiğimiz çaba, Alman uçaklarını flak cannon ile düşürmek, yıkılmış ve harabeye dönmüş evlerde gerilla savaşı yapmak... Mükemmel demekten başka bir şe kalmıyor geriye. Sovyet brifinglerinde Yuri'nin Natasha'sına aldığı görevleri ve geçtiği görevlerle birlikte durumunu mektupla anlatması... Bunun ötesine nasıl çıkılır bilemiyorum. Bakalım, MOH:PA da bir bu kadar mükemmel olacaktır eminim.

Tüm bunların yanında sistem olarak fazla da bir şey istemiyor. Ortalama bir sistemde rahatlıkla oynanabilir. 800mhz işlemci, 128mb ram, 32mb T&L ekran kartı ve 1.1 gig disk alanı yeterli. DX 9.0c'nin de kurulu olması gerekiyor; yoksa kendisi kuruyor. 128 mb ram yeterli oluyor deseler de, ben 1024x768@32bit 4xFSAA ve 4XAF ile oynarken 512mb ramin bile yetmediğini gördüm. Ayarları kısarsanız rahatlıkla oynayabilirsiniz.

Çoklu oyuncu ortamında 11 harita ve 3 yeni mod bulunmakta. 56k modemin yeterli olacağını söylese de yardım dosyası, siz de takdir edersiniz ki yetmeyecek Gülümseme

Hadi şimdi alın silahınızı ve düşün peşine komutanın. Unutmayın, "savaşarak ölmek, dizlerinizin üzerinde ölmekten iyidir". Böyle miydi?

İyi Oyunlar

Ekleme:
Oyunun son bölümünün bitişindeki videodan bir sahne.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

 9 
 : Ekim 25, 2007, 21:29:09 pm  
Başlatan Boromir - Son mesaj Gönderen: Boromir
Feat of the Soldier (COD2)

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Bu mod piyasada COD 3 PC diye satılıyor bazı CD'cilerde ancak COD2 ye Ruslar tarafından yapılmış.  Mod Rusça ama İngilizce yaması var. Grafik olarak COD1 ve COD 2 nin karışımı olmuş. Askerler ve silahlar ve bazı bina grafikleri COD2 den. Duvarlar genellikle COD1 den alınmış. Seyrete olsa arada COD1 den alınan Almam askerleri var. Bölümlerin sayısı az. Ara yükleme ekranlarında bölümden bir resim var. Ama Multiplayer haritaları güzel. Mod Rusça olduğu için menü butun sıralamalarını asıl oyundan hatırlamaya çalışın.
Ruslarda amacınız bir Alman hapishanesinde kaçmak. İlk bölümde bir sorun var onu anlatıyım. İlk başadığınız yerde bir tünel var ordan geçin. İçinde sandıkların bulunduğu bir odaya çıkacaksınız. Sandıkları tepesine çıkın. Orada demir parmaklıklar var onları geçmek için W+C+Space tuşlarına aynı anda basın. bundan sonra tünelden devam ederek cephaneliğe gidin ve gerekli silahları alın. Bundan sonraki  bölümleri Almanları öldürerek geçeceksiniz.(Aslında tam olarak ben de bitirmedim ama modda Amerikan ve Rus bölümleri var)
Aslında bu mod COD2 oyununa ve grafiklerine pek yakışmasada, bir FPS oyununa mod yapmak, strateji oyunlarına mod yapmaktan zor olduğu için fazla eleştiremem. Hiç yoktan yeni bir konu eklemişler. Ama 1.4 GB lik bir mod için basit kalıyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

İndirmek için Google da bu isimle arayın çıkar. Kotalılara tavsiye etmem.

Yükleme:
İndirdiğiniz 14 partı açın. Çıkarttığınız yerdeki autorun a tıklayın.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Yükleye basın. Normal yükleme ekranlarından İleri/Geri/İptal in nerede olduğunu hatırlamaya çalışın. Yükleme ekranında devam edin. 10 dakka sonra modun kurulumunun bittiğini göreceksiniz.

Güncellendi

BURADAKİ BÜTÜN RESİM VE YAZILAR TARAFIMDAN HAZIRLANMIŞ.

 10 
 : Ekim 24, 2007, 18:20:44 pm  
Başlatan Boromir - Son mesaj Gönderen: Boromir
Call of Duty 2 - İnceleme

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Oğuz Sel (Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.trgamer.com
)
10.11.2005

Platform:
 PC
Tür:
 Action
Multiplayer:
 Var
Yayıncı:
 Activision
Yapımcı:
 Infinity Ward
Çıkış Tarihi:
 2005 Ekim
Site:
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Callofduty.com


1939 yılında Hitler'in Polonya'yı işgali, ardından 1941 yılında Rusya'ya el atması ile başlayan İkinci Dünya Savaşı, Japonya'nın Amerika'ya düzenlediği Pearl Harbor saldırısıyla farklı bir boyut kazanarak büyüdü. Amerikan ve İngiliz birliklerinin beraber düzenlediği Normandiya çıkartması, Rusya'dan sonra Alman'lara indirilen en büyük darbe oldu... 1945 yılında savaşın en acı olayı yaşandı ve Amerika Birleşik Devletleri, Pearl Harbor saldırısının intikamını almak için önce Hiroşima'ya ardından Nagasaki'ye atom bombaları attı. Bu saldırıda Hiroşima'da 200 bini aşkın, Nagasaki'de de 80 bini aşkın sivil hayatını kaybetti, bir o kadarı da sakat kaldı. İkinci Dünya Savaşı'nda, toplam 45 milyonu aşkın insan hayatını kaybetti, bir o kadarı da sakat kaldı.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Günümüzde neredeyse her konuyla ilgili oyun bulurken, İkinci Dünya Savaşı'nı anlatan FPS (First Person Shooter) oyunları da çıktı. Ama bu denli büyük bir savaşı oyuncuya birebir yansıtabilmek kolay değil. Tarzın öncüsü Medal of Honor, 2002 yılında PC'lerimizi ziyaret ettiğinde (2000 yılında MoH'un ilk oyunu PlayStation'a çıkmıştı) hepimiz Omaha Sahili çıkartmasını şaşkınlık ve yüksek düzeyde adrenalinle oynamıştık. Ardından oyuna ek paketler geldi, ama yapımcı 2015'in ilk oyundan sonra ayrılması ek paketlerin ilk oyun kadar ses getirememesine, ses getirecek kadar kaliteli olamamasına neden oldu. Bütün bunların yanında oyunlarda tek kişi olarak koca Alman ordularına karşı oynamamız, sürekli yenilik ve gerçekçilik arayan oyuncular tarafından pek lezzetli karşılanmaz oldu. Tam bu sırada ortaya Infinity Ward'ın eşsiz oyunu Call of Duty çıktı. Medal of Honor'ın gördüğümüz/görmediğimiz ne kadar eksisi/eksikliği varsa hepsini kapatarak, üstüne üstlük motordaşı (her iki oyun da Quake 3 motoru kullanıyordu) oyuna hem atmosfer, hem grafik, hem de oynanış olarak ciddi farklar atarak piyasada ciddi bir yer edindi ve İkinci Dünya Savaşı konulu FPS oyunu dendiği zaman akla ilk gelen oyunlardan oldu. Call of Duty'ye gelen ek paket, en az ana oyun kadar iyiydi. Oyunun fanatikleri Call of Duty 2'yi beklemeye başladılar ve oyun nihayet çıktı.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Oyunu anlatmaya başlamadan önce mesaj odalarımızda zaman zaman sorulan en uygun performans ayarlarının nasıl yapılacağına değineyim. Eğer ekran kartınız DirectX 9 destekliyorsa ve gerçekten hızlı bir kartsa Rendering Method Preference bölümünü DirectX 9 olarak seçin. Kartınız düşük performanslı bir kartsa tavsiyem (grafikler biraz kötüleşecek ama performans artışı çok fazla) DirectX 7 olarak ayarlayın. Bunun haricinde texture (kaplama) ayarlarını eğer nasıl ayarlayacağınızı ya da elle ayarlamanızın nasıl bir performans doğuracağını bilmiyorsanız Auto olarak ayarlayın. Yine ekran kartı performansınıza göre Number of Dynamic Lights, Shadow ve Soften Smoke Edges özelliklerini değiştirme imkanınız var. Yavaş kartlarda özellikle Soften Smoke Edges'i minimumda tutmaya çalışın, çünkü oyuna genel olarak dumanlı bir hava hakim. Hal böyle olunca kartınız gördüğü her duman efektini mümkün olduğunca yumuşatmaya ve gerçeğe uygun hale getirmeye çalışıyor. Bu da performans kaybı anlamına geliyor. Türkiye'de kullanıcısı ne kadardır bilemem ama oyuna, NVIDIA kartlar için SLI (kısacası çift ekran kartı kullanabilme desteği) konmuş. Grafiklere ve diğer teknik konulara yazının sonlarında değineceğim.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap   

Hava çok soğuk... Cephanem bitmek üzere...

Önceki oyunda olduğu gibi yine üç farklı ülkeye mensup (Rusya, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri) askerleri oynuyoruz. Rusya'dan Er Vasili Ivanovich Koslov, İngiltere'den Çavuş John Davis ve Tankçı Komutan David Welsh, A.B.D.'den de Onbaşı Bill Taylor yönettiğimiz karakterler. Oyunda ilk dikkatimizi çeken nokta görev seçme sisteminin oyuna konması. Bu sayede çizgisel olan oynanışı mümkün mertebe bertaraf etmeye çalışılmış, başarılı da olunmuş. Ayrıca görevler, savaşın geçtiği yere ve tarihe göre sıralanmış. 1941 yılını Rusya cephesinden oynarken, 1944 yılını A.B.D. cephesinden oynuyorsunuz.


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Oyuna ilk olarak Ivan ile Rusya cephesinden başlıyoruz. Kısa bir training (alıştırma) bölümünden sonra kendimizi yoğun bir çatışma halinde buluyoruz. Alıştırma bölümünde gösterilmeyen birkaç yenilikle bu şekilde tanışıyoruz. Bunlardan ilki göstergelerimiz. Sol alt köşedeki pusula niteliğindeki gösterge, önceki oyunla birebir aynı ama bir farkla. Artık düşmanlarımızı kırmızı renkli olarak bu göstergede görebiliyoruz. Bu olay yoğun çatışmalarda oldukça işimize yarıyor. İkinci yenilik ise olmayan sağlık göstergemiz. Oyunu daha gerçekçi bir hale getirmek için sağlık paketi kavramı ortadan kaldırılmış, yerine Brothers in Arms'daki gibi kendiliğinden iyileşme getirilmiş. Çatışmaların yoğunluğu arasında fıldır fıldır sağlık paketi aramak zaten çok mantıklı gelmiyordu ve oyunun aksiyonsal (?) kısmını baltalıyordu. Artık, çok yaralandığımız zaman yönettiğimiz askerin gözünden dünyayı "kanlı" bir biçimde görüyoruz. Bu şekilde olduğunuz zaman yapmanız gereken şey, bir barikat bulup, arkasına geçip en az 10 saniye dinlenmek. Ardından kaldığınız yerden devam edebilirsiniz çatışmalara.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Oyundaki bir diğer yenilik sis bombaları. İlk görevde bizden kullanmamız istendiğinde "hazırlanmış senaryo gereği kullanıyoruzdur" demiştim ama oyunun ilerleyen kısımlarında sis bombalarının oynanışı ve çatışma seyrini nasıl değiştirdiğine şahit oluyorsunuz. Mesela yoğun ateş altında olduğunuz zaman, ya da yerini tespit edemediğiniz bir keskin nişancı varsa, ortama bir tane sis bombası atarak karşı tarafı geçici olarak durdurabiliyor, doğru yerlere konumlanarak, düşmana en fazla kaybı verebileceğiniz şekilde yerleşebiliyorsunuz. Strateji yaratarak oynamak isteyenler için hoş bir yenilik.

Konu bombadan açılmışken Grenade Indicator'dan (El bombası göstergesi) bahsetmemek olmaz. Düşman tarafından yakınınıza bir el bombası atıldıysa bu özellik devreye girerek bombanın ne tarafta olduğunu gösteriyor. Böylelikle el bombalarından minimum hasar alıyorsunuz. Oyunda yapılan yenilikler tamamen gerçekçiliği arttırmak adına yapılmış. Bunlardan bir diğeri de nefes tutma olayı. Oyunun ilerleyen kısımlarındaki keskin nişancılık görevlerinde tüfekle zoom yaptığınız zaman tüfeğin sallandığını görüyorsunuz. Artık gerçek bir keskin nişancı gibi nefes tutarak (tüfek zoom'luyken varsayılan tuş shift) atış yapmamız gerekiyor. Karşılaştığımız en son yenilik ise oynanışla ilgili. Bundan sonra çatışmalarda herhangi bir şekilde kendi takım arkadaşınızı vurmanız halinde oyun bitiyor. Önceki oyunlarda dost ateşi kapalı idi ama yine gerçekçilik adına dost ateşi açılmış. Eğer dikkatli oynarsanız zaten kendi arkadaşınızı vurmanız hayli zor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Durumum çok kötü, dinlenmem lazım...

Oyun, ilk oyundan yadigar kalan yüksek tansiyonu arttırarak devam ettirmiş. Daha oyunun başlarında çatışmaların sertliği sonucu zaman zaman psikolojik olarak çökebiliyorsunuz. Hele hele bazı bölümlerde cephaneniz azken, takım arkadaşlarınız gözünüzün önünde tek tek can verirken ve karşı tarafın adamları akın akın çoğalarak gelirken tuhaf duygular yaşayabiliyorsunuz. Zaten Call of Duty'yi Call of Duty yapan, savaşı olduğu gibi yansıtabilmesiydi, ama bu oyun gerçekten bu olaya son noktayı koymuş durumda. Oyunda sadece iki silah taşıyabiliyorsunuz, bununla birlikte bomba sayılarına sınır konmuş ve dört el, dört de sis bombası taşıyabiliyorsunuz. Oyunda abartılı hiçbir silah yok, önceki oyunun ek paketinde konan lav silahı veya türevleri işlevsel olarak zaten pek bir işe yaramadığı için konmaması da iyi olmuş. Çatışmalarda size verilen silahların cephaneleri eğer dikkatli kullanmazsanız çabucak bitiveriyor siz de mecburi olarak düşmanların silahlarına sarılıyorsunuz.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Call of Duty'de en çok beğenilen ve tarzdaşları arasından sıyrılmasının en büyük nedeni olan takım oyunu çok hoş bir biçimde devam ediyor. Oldukça iyi bir yapay zekaya sahip olan takım arkadaşlarınız savaş sırasında size ellerinden geldiğince yardım ediyorlar. Örnek verecek olursam; yoğun bir çatışmadasınız, düşman bir yandan size mermi yağdırıyor, bir yandan da kafanıza el bombası atıyor. Takım arkadaşlarınız karşı tarafın ateşinin en yoğun olduğu yere karşı bir atak geliştiriyor, size atılan el bombalarını iadeli taahhütlü olarak karşı tarafa postalıyor. Bu çok iyi bir özellik, hem canınızı kurtarıyorlar (el bombasına denk gelirseniz doğrudan ölüyorsunuz) hem de karşı tarafa ciddi zayiatlar verdiriyorlar. Ama zaman zaman takım arkadaşlarınız da hata yapabiliyorlar. Mesela az önce bahsettiğim bombayı alıp karşıya atma meselesini zamanlama hatası yüzünden bazen canlarıyla ödeyebiliyorlar. Gerçi bu bir hata gibi görünse de oyunun gerçekçiliği artmış oluyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Yapay zekadan konu açmışken düşman yapay zekasından da bahsedeyim. Açıkçası ilk oyunda çok fazla beğenmediğim bir yapay zeka vardı, bir süre sonra kimin, nerede, nasıl hareket edebileceğini kestirebiliyordunuz. Ama bu sefer karşımızda ciddi ciddi akıllı adamlar var. Karşı tarafın yapay zekasını iki örnekle anlatayım. Teke tek kaldığınız zaman düşman sizin ilk hamleyi yapmanızı beklemek için bir köşe bulup saklanıyor. Siz onu saklandığınız yerden çıkarmak için el bombası attığınız zaman, sizin takım arkadaşlarınızın onlara yaptığı gibi, alıp bombayı size yolluyor. Eğer yapacak daha iyi bir şeyiniz yoksa sinirlenip "kafasına sıkmaya" gidiyorsunuz. Tabi bu sırada elinizdeki silahın etki durumu ve mermi sayısı çok önemli. Mesela elinizde Mosin-Nagant gibi bir silah veya benzeri varsa bu konuyu oturup (tabi uzun uzun düşünmek için vaktiniz olmayacağını hatırlatayım) bir daha düşünmeniz gerekebilir. Ama elinizde bir PPsH (en sevdiğim silahlardan) varsa savaş çığlıkları atarak (?) hedefinize yönelebilir, uygulamak istediğiniz fiili gönül rahatlığıyla uygulayabilirsiniz.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Diğer örneğimi de topluca çatışmalardan vereyim. Karşı taraf ile sayılarınız eşit oldu diyelim. Bu durumdaki düşmanın yaptığı en iyi şey saklanıp doğru hedeflere el bombaları yollamak. Eğer sürünerek (çömelerek veya normal koşarak yanlarına giderseniz öteki tarafı kolaylıkla boyluyorsunuz � seçtiğiniz zorluğa da bağlı elbette) yanlarına kadar ilerlerseniz ilk yaptıkları şey sizi öldürmeye çalışmak. Arkanızdan takım arkadaşlarınız da geldiyse durumlarının aleyhlerinde gelişeceğini anlayan düşman takımı dağılarak kendilerine uygun pusu yerleri seçiyorlar. Gerçekten yapay zekanın bu şekilde "tepkisel" olarak hareket etmesi beni en çok memnun eden yanlardan. Oyunun hem oynanışını olumlu yönde etkiliyor, hem de oyunda yapılmak istenen gerçekçilik havasını sonuna kadar sağlıyor. Oyunda artık kendiniz save yapamıyorsunuz. Oyun siz ilerledikçe sık sık save yapıyor ve öldüğünüz zaman en yakın zamanda alınan save'den devam edebiliyorsunuz. Zaten otomatik save yerleri kritik yerlerde olduğu için sıkıntıya girmenizi gerektirecek bir durum yok ortada.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Geri adım atmak yok!

Oyunda görevler önceki oyunlarda olduğu gibi çizgisel ve önceden hazırlanmış sahneler şeklinde oynanıyor. Ancak yapımcılar bu çizgiselliği bir nebze olsun aşabilmek için bazı bölümlerde yapılacak görevlerin hepsini birden verip, hangisinden başlayacağımızı da bize bırakıyor. Normalde pusulada görülen ve görev anlamına gelen yıldız yerine A,B,C,D,E gibi harfler çıkıyor. Biz de bulunduğumuz yere göre hangisi en yakınsa ya da canımız hangisinden başlamak istiyorsa ondan başlayabiliyoruz. Güzel düşünülmüş bir fikir, ama az uygulandığı için doyurucu değil. Görevlerde genel olarak yaptığımız şey, "mıntıka temizliği" yapmak ve karşı tarafın binalarını ele geçirmek. Tabi bunlarla birlikte oyunun ilerleyen kısımlarında Tankçı Komutan David Welsh ile oynarken tank kullanarak, düşman tanklarını ve tanksavarlarını etkisiz hale getirme görevini de yapabiliyoruz. Görevlerde çok fazla bir çeşitlilik yok ama dinmek bilmeyen çatışmalar sayesinde bunun eksikliğini hissetmiyorsunuz. Hele bazı bölümlerde (ki bu bölümler oyunun sonlarında oluyor) görev bitti diye sevinirken ani bir hava indirmesi ve bombardımanıyla birlikte etrafınızda size doğru akın akın ilerleyen düşmanlara karşı savaşmak oldukça zevkli ve heyecanlı oluyor.

Rusya, Tunus, Mısır, Libya, Fransa ve Almanya'da yapılan çatışmalar, mekanların da doğru kullanılmasıyla oyundaki zevki artıyor. Oyunda en can alıcı savaşlar yansıtılmış. Rusya'da karlı hava ve yıkılmış binaların arasında savaşırken, Mısır'da kavurucu güneş altında ve çölün ortasında tankların arkasına saklanarak yapılan savaşlar yer alıyor. Fransa ise oyunun belkemiğini oluşturan şehir şüphesiz. Zira Normandiya Çıkartması teması işlenmiş Fransa'da geçen ilk görevde. Hatta bana göre oyundaki en epik biçimde yansıtılan bölüm yine burası. Ayrıntılara çok girmek istemiyorum ama inanın gördüklerimi tek tek anlatmamak için kendimi zor tutuyorum. Oyundaki konsept o kadar hoş bir şekilde işlenmiş ki, hani oyunun içindeymişsiniz gibi bir his vardır ya, onu birebir görüyorsunuz bu oyunda.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Oyunun çoklu oyuncu ayağı yine çok sağlam. 13 harita ve 5 mod bulunan kısımda LAN veya internetten kapışmak için Deathmatch, Team Deathmatch, Headquarters, Capture the Flag ve Search And Destroy size hoşça vakit geçirtecektir. Ancak söylemek istediğim bir durum var, o da Capture The Flag haritalarından bazılarında bayrakların birbirlerine çok yakın yerlere konmuş olması. Açıkçası bu bölümlerde zevk alamadım ben. Ama Team Deatmatch veya Headquarters bölümlerini oynarken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Teknik detaylar

Oyunun havasından ve oynanıştan biraz bahsettikten sonra gelelim teknik ayrıntılara. Oyun, önceki oyunlar gibi Quake 3 motoru kullanmıyor. Infinity Ward bu oyun için yeni bir motor hazırlamış. Oyuna ilk başladığınızda sisteminizi de kasmasa sanki eski grafik motoru varmış gibi hissedebilirsiniz (tüm detaylar açık olmasına rağmen). Ama sağa sola, bilhassa ışık kaynaklarına, gölgelere ve su efektlerine bakınca grafik motorunun aslında fena olmadığını görüyorsunuz. Karakter modellemelerinde ise yüz modellemeleri haricinde çok bir numara yok, giysi kaplamaları çok kaliteli değil. Bunun haricinde oyunda çok farklı hava şartlarını yansıtabilmesi ve bu sırada çok fazla bir sisteme gerek duymaması açısından grafik motorunu iyi olarak değerlendirebiliriz. Rusya'da kar, Afrika görevlerinde gece ve yoğun güneş efektli gündüz, Almanya görevlerinde yağmur sistemi neredeyse hiç zorlamadan yansıtılan efektler. Oyunu AMD 3200+, 512 MB RAM ve 6600 GT (570/1150) ekran kartıyla 1152*864 çözünürlükte bütün ayarlar yüksek düzeyde iken akıcı olarak oynadım. Ancak Anti Aliasing açtığım zaman ciddi şekilde performans kaybı yaşadım. Bu aralar çıkan oyunlarda 512 MB RAM'imin yetmediğini görüyorum, ama Call of Duty bu konuda çok mütevazı. Önerilen sistemlerde oyun rahatlıkla çalışacaktır.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Ancak konu fizik motoruna gelince CoD 2 ilk etapta sınıfta kalıyor (durun daha ikinci etap var). Ama her şeyin bir sebebi vardır değil mi? CoD 2 gibi bir oyunu yapan firmanın, oyundaki fizik motorunu daha da iyileştirme fikri bizden önce onların akıllarına gelmiştir diye düşünüyorum Gülümseme Oyundaki fizik motoru çok detaylı değil, bize yansıttığı en önemli aksiyon askerlerin el bombasıyla havaya uçarak ölmeleri. Onun haricinde gözüme takılan (?) bir durum yok. Ha bir de kafasına tam isabet alamadığımız askerlerin kafalarındaki şapkanın uçması var. Başta bu bize yeterli gelmese de, oyun ilerledikçe bunun sebebini (yani ikinci etap) anlıyoruz. Oyunda karşılıklı savaş yapıyoruz ve takdir edersiniz ki kalabalık insan toplulukları söz konusu burada. Eğer HL 2'deki kadar gelişmiş bir fizik motoru uygulanmış olsaydı, şu anki haliyle bile zaman zaman sistemimizi tekleten (Mısır'daki ilk görev en büyük örnek) oyun oynanamaz hale gelebilirdi. Yani motor oyuncular düşünülerek hazırlanan bir motor. Zaten oynanışı da çok fazla etkilememesi dolayısıyla göz ardı edebiliriz. Ses ve müziklere gelecek olursak, Infinity Ward'ın özellikle sesler konusunda çok çok iyi bir iş çıkardığını belirtmemiz gerekir. Gerek karakter seslendirmeleri, gerek silah sesleri, gerek ambiyans sesleri mükemmel. İlk oyunda arka plandan gelen çatışma sesleri, top patlamaları vs. sesler, daha da güzelleştirilerek oyuna konmuş. Oyunun ses kısmını ne kadar överek anlattıysam, müzik kısmını da o kadar yererek (!) aktaracağım. Oyunda nedense doğru düzgün müzik kullanılmamış. Ya yansıtılmak istenen yoğun çatışma ortamını bozmamak için ya da müzik konusunda önceki oyundaki kadar başarılı olunamayacağı düşünüldüğü için bu şekilde yapılmış olabilir. Görev sonlarında çalan kısacık parçalar kulağımızın kovuğuna yetmiyor maalesef.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Yeni görev yeri neresi?

Oyunun, oynama süresi, sizin seçtiğiniz zorluk seviyesiyle doğru orantılı. Ben oynarken devamlılığı sevdiğim için, sürekli ölmek işime gelmez, ama karşımda tüfeğini bana doğrultup ateş etmeyen düşman görürsem bu da kendimi kötü hissetmeme neden olur. Bu nedenle zorluk seviyesi olarak Regular'ı oynayarak bitirdim oyunu. Eğer FPS oyunlarına eliniz yatkın değilse, ya da düşmanın sizi pek zorlamamasını istiyorsanız Easy'yi seçerek oyuna başlayın. Oyunun başlarında her zorluğu denedim ve düşmanın özellikle Veteran'da pek göz açtırmadığına şahit oldum. Ben oyunu seçtiğim zorluk seviyesinde yaklaşık 25 saatte bitirdim. Oyunda hile yapacak olanları ise hile yapmaları sonucunda, alacakları zevkin %70'ini alamayacakları konusunda uyarmam lazım. Çünkü oyunda yaralı biçimde saklanacak yer aramak bile ayrı bir zevk.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Sonuç olarak oyun Editörün Seçimi'ni fazlasıyla hak ediyor. Yazının en başında da belirttiğim gibi dünyanın gördüğü en büyük yıkımlara neden olan bir savaşın önemli bölümlerini oynuyoruz. Bu olayın ne kadar acı, savaşan insanların ne kadar zor şartlar altında görevlerini yapmaya çalıştıklarını, zaman zaman hiç beklenmedik bir anda nasıl "pisi pisine" öldüklerini tüm çıplaklığıyla sergileyebilmesi açısından tam bir başyapıt Call of Duty 2. Son zamanlarda bitirdikten sonra bittiğine üzüldüğüm nadir oyunlardan biri ayrıca. Tadını çıkara çıkara oynayın. İyi oyunlar.

Kaynak: TrGamer

Oyunu indirmek için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
TIKLA

Sayfa: [1]
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.477 Saniyede 14 Sorgu ile Oluşturuldu